Mavi Sakal
- Tuğbanur Eroğlu

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur

Önerilen Şarkı: Lana Del Ray - Blue Jeans
Mavi Sakal masalı, birçok sembolik unsuru içinde barındıran derin bir derstir. Clarissa Pinkola Estés, bu masalı anlatmaya başlarken herkesin hayatında en az bir kez kendi “Mavi Sakal”ı ile karşılaştığını söyler. Çünkü Mavi Sakal yalnızca masallarda yaşayan bir canavar değil, insanın yaşam yolunda karşısına çıkan, kendini iyi gösteren ama iç sesi köreltmek isteyen bir figürdür.
Mavi Sakal, ormanın derinliklerinde, kendi şatosunda yaşayan korkunç bir varlıktır. Sakalları ismi gibi gerçekten masmavidir. Güzeller güzeli üç prenses kardeşten biriyle evlenmek ister. Onları ürkütmemek için korkunç yüzünü gizler; ziyafetler verir, geziler düzenler, kendini iyi, nahif ve güvenilir biri gibi sunar. Bu ilk evre, masalın en kritik noktalarından biridir: Tehlike kendini açıkça göstermez, aksine cazip bir maske takar.
Büyük ve ortanca kardeş, içgüdülerine kulak verir. Onunla ilgili bir şeylerin yanlış olduğunu hissederler ve asla güvenmezler. Ancak en küçük kardeş, Mavi Sakal’ın iyi biri olduğuna inanır. Ablalarının tüm uyarılarına rağmen “Sakalı o kadar da mavi değil,” diyerek onunla evlenmeyi kabul eder. Bu cümle, masalda safdil evrenin en net ifadesidir. Kadın, sezgisel bilgisini bastırır; gördüğü karanlığı inkâr etmeyi seçer.
Bir gün Mavi Sakal, iş için evden ayrılacağını söyler. Gitmeden önce eşini şatodaki bir odaya asla girmemesi konusunda net bir şekilde uyarır. Yasak, burada yalnızca bir oda değildir; bastırılmış gerçeklerin, karanlık bilginin ve sezgisel farkındalığın sınırıdır. Mavi Sakal’ın amacı, eşini korumak değil, bilgiden uzak tutmaktır.
Mavi Sakal yokken ablalar, küçük kız kardeşi ziyarete gelir. Onun ihtiyacı olan cesareti ve içsel görüyü sağlarlar. Anahtarı bulup kapıyı açtırırlar. İçeride gördükleri şey dehşet vericidir: parçalanmış kadın cesetleri.
Bu cesetler, yalnızca öldürülmüş kadınları değil; Mavi Sakal’ın daha önceki kurbanlarında öldürdüğü vahşi doğayı, bastırdığı sezgiyi ve susturduğu psişeyi temsil eder. Anahtar kanamaya başlar. Ne yaparlarsa yapsınlar kan durmaz. Bu, bilginin artık geri alınamayacağını gösterir. Psikanalitik açıdan bu an, masumiyetin kaybı değil; bilincin doğumudur. Kadın artık “bilmiyordum” diyemez. Görmüştür ve gördüğü şey onu geri dönülmez bir eşiğe getirmiştir.
Mavi Sakal şatoya döndüğünde her şeyi hemen anlar. Odaya girildiğini fark eder ve kızları öldüreceğini söyler. Kız kardeşler gözetleme kulesine kaçarak kendilerini kilitler ve ağabeylerinden yardım isterler. Gözetleme kulesi, artık olaylara yukarıdan bakabilen bilinci temsil eder. Kadınlar kurban olmaktan çıkar, fark eden ve yardım çağırabilen öznelere dönüşürler. Ağabeylerin gelişiyle Mavi Sakal öldürülür ve kaçırılan kız kardeşler kurtarılır. Bu ölüm, kötülüğün tamamen yok olması değil; onun kurduğu iktidarın sona ermesidir. Kadın artık Mavi Sakal’ın hükmü altında değildir.
Her kadın safdil olarak doğar; büyümeye ve erginlenmeye ihtiyaç duyar. Bazı kadınlar içlerindeki vahşi doğayı bulup büyütebilir. Bazıları ise toplumsal normların, korkuların ve bastırılmışlığın kurbanı olur. Safdil evrede takılı kalan kadın, kendi özünden kopar; iç sesini duymamayı seçer.
Belki denizler gibi uçsuz bucaksız, güvenli bir mavi vardır. Belki de masaldaki gibi karanlık, boğucu bir mavi. Kadın, bu mavinin hangisi olduğunu sezgileriyle ayırt edebildiğinde özgürleşir. Çünkü her kadın için gerçek yol gösterici, sonunda yine kendisidir.




Yorumlar