Görülme İhtiyacı VS Görünür Olmak
- Tuğbanur Eroğlu

- 5 gün önce
- 2 dakikada okunur

İnsan, doğası gereği görülmek ister. Bu, öyle küçümsenecek bir ihtiyaç da değil. Psikolojide insanın ihtiyaçlar listesinin içinde yer alan önemli bir ihtiyaç bu. Bu ihtiyaç, bağlanma kuramına göre güven duygusu için gereklidir; karşılanmadığında kronik yalnızlık, özgüven kaybı, öfke ve ilişki sorunlarına yol açabilir.
Birinin seni gerçekten anlaması, duygunu fark etmesi, varlığını sadece fiziksel olarak değil içsel olarak da “algılaması”… Bunlar insanın sinir sistemini regüle eden, onu sakinleştiren, hatta iyileştiren şeylerdir. Yani görülmek, bir lüks değil; temel bir psikolojik ihtiyaçtır.
Ama günümüzde bu ihtiyaç, tuhaf bir şekilde form değiştirdi. Artık insanlar, özellikle de biraz psikoloji ile ilgilenip, azıcık spiritüel işlere girdiğinde “ay benim görünür olmayla ilgili sorunum var diyerek sosyal medyadan yardırmaya başlıyor. Videolar, konuşmalar, selfieler… Ama maalesef ki bu ikisi aynı şey değil. Yine olayı yanlış anladık.
Birazcık kafa patlatınca insan şunu anlamalı; görünürlük, sahneyle ilgilidir. Işıkla, dikkatle, izlenmeyle… Bir tür vitrin hâli. Ne kadar çok kişi bakarsa o kadar “var” hissedilen bir alan. Ama bu alanın içinde tuhaf bir boşluk var. Çünkü o bakışların çoğu yüzeyde kalıyor. Kimse gerçekten temas etmiyor, sadece bakıp geçiliyor. Ve insan, fark edildiğini sanarken aslında hiç görülmediğini bile anlayamıyor. Bir tür kendini kandırma.
İşin daha ironik tarafı şu: “Beni görün” diyenlerin önemli bir kısmı, aslında görülmek değil, onaylanmak istiyor. Alkışlanmak, beğenilmek, doğrulanmak… Tabi ki onaylanmak da bir ihtiyaç. Fakat hayatında önemsediğin insanlar tarafından ve yine güven duygusu için gerekli. Bu psikolojik ihtiyaçlar bir güzel alınıp, egonun yakıtına çeviriliyor. Görülme arzusu, bir bağ kurma aracı olmaktan çıkıp, bir performans aracına dönüşüyor. Görülme ihtiyacı adı altında herkes sahne manyağı, spot ışığı aşığı ve influencer.
Oysa gerçekten görülmek çok daha sade bir şeydir. Gürültülü değildir, kalabalık istemez. Çoğu zaman tek bir bakışta, tek bir cümlede, tek bir hareketle olur. Ve en önemli özelliği şudur: Seni daha fazlasını yapmaya zorlamaz. Olduğun hâlinle yeterli olduğunu hissettirir. Bugünkü “görülme” hali ise tam tersini yapar. Sürekli daha fazlasını ister. Daha çok paylaş, daha çok göster, daha çok dikkat çek… Çünkü o alanın doğası açlıktır. Doymaz. Belki de en kritik nokta şu: Kendini görmeyen bir insan, ne kadar görünür olursa olsun, içindeki boşluk kapanmaz. Çünkü dışarıdan gelen hiçbir bakış, içerideki körlüğü telafi edemez. O yüzden mesele insanların seni ne kadar gördüğü değil. Mesele, o kalabalığın içinde gerçekten sana değen bir bakışın, seni gerçekten anlayan birinin olup olmadığı.
Şimdi bir kez daha düşün bakalım; Görülmek mi istiyorsun, yoksa sadece görünür olmak mı?
Ps: Algoritma senden ne istiyorsa, o yanlıştır.


Bugün bir arkadaşıma sosyal medya hakkında “fantazin varsa ünlenirsin” dedim bir anda ve durup o anın içinde idrakin tadını çıkarttım. Evet görünür olmak mı görülmek mi görünür olmak insanların bir anda sana bakmasını sağlamak, tuhaf bir hareket ve ani bir ses çıkartmak ya da saçma bir hareketle sağlanabilir. Ama sadece bakar geçerler. Ve o kalabalıkta hiç biri seni anlamaz ve kalabalığın içinde en büyük yalnızlığı yaşarsın ya da seni anlayan bir azınlık bile bir kişi bile anlatmak istediğini, düşüncelerini anladığında görünür olmanın anlaşılmanın tamamlanması sağlanır. Harika bir yazı olmuş hislerimi bütünleştirdi 🥰 emeğine sağlık