top of page

Bir Cosmoenergetica Operatörünün Gözünden Dönüşüm • 1. Bölüm

  • Yazarın fotoğrafı: Yasin Tamer
    Yasin Tamer
  • 27 Şub
  • 4 dakikada okunur

“Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür.”

A.Einstein


Merhaba, sevgili kozmik savaşçı dostlarım. Bu yazımda, Cosmoenergetica’da henüz 1 buçuk senesini tamamlayan bir operatör olarak yaşadıklarımı, bu süreçte hissettiğim dönüşümü ve aktarmak istediklerimi, benzer süreçlerden geçen arkadaşlarıma faydalı olması ümidi ile toparlamak istedim.


Öncelikle, Cosmoenergeticayla tanışmadan ve bu tekamül yolculuğuna başlamadan önceki durumumu paylaşmak istiyorum. İlk inisiyasyon öncesi, seminere geldiğimde sağ beyninin işleyişini neredeyse yitirmiş, 6. ve 7 . çakraları tıkanmış, o zamana kadarki tüm inanç sistemlerini yıkmış ve ümidini kaybetmiş, hiçlik hissine kapılarak nihilizme meyletmiş ve sadece geriye kalan sol beyin aktiviteleri ile olayları ve kavramları algılamaya çalışan bir insan olarak bu yolculuğa katıldım.


Seminer öncesi aldığım 12 uygulamalık kürde ise enerjinin üzerimdeki etkisini hissetmeye başlamıştım ve sadece bu kürde bile genel olarak kaygı stres yönetimim düzelmişti ve etkilerini görmeye başlamıştım. Ancak içimde dindiremediğim bir kuşkuculuk ve anlam arayışı vardı. Çünkü yaşadığım hiçbir şeyi akıl ve mantık ile anlamlandıramıyor ve kendimle çelişmekten korkuyordum. Çünkü mantıkla açıklayamadığım, bilinen bilimsel olgularla desteklenmeyen ve ispatlanamayan herşey, kafamda yıktığım tüm yanlışların birer uzantısıydı ve beni nihilizmden geri çevirmeye yetmiyordu. Bu kuşkular ve zihinsel durum içerisinde öğretiye başladım ve dönüşümüm başladı.


Her ne kadar başlarda anlam karmaşalarım ve endişelerim tamamen çözülmese de zamanla demlenmeye ve olgunlaşmaya başladığımı hissediyordum. İlk dönemlerde en başta oturmaya başlayan ve etkisini hissettiğim şeylerden en önemlisi kozmik çekim yasasının üzerimdeki işleyişini görmek oldu. Çünkü kaygı ve stresini yönetebilen, iç huzurunu ve barışını sağlamış, varoluşsal sorunlarını çözmüş ve varlığından mutlu bir insan olarak evrene gönderilen net ve olumlu mesajların nasıl geri geldiğini görmeye başlamıştım ve adeta hayatımda kendi şansımı kendim yaratmaya başlamıştım. Hayatımda tüm işlerim rast gitmeye, istediğim her şey olmaya ve hayatım istediğim şekilde evrilmeye başlamıştı. Ve şunu farketmiştim ki bu stres yönetimi, içsel huzur ve mutluluk tamamen Cosmoenergeticanın eseriydi ve benim sağ beyin aktivitelerim gelişiyor ve hipofiz bezim - üçüncü gözüm açılıyordu.


Bir yandan da bu dönüşüm ve oturmaya başlayan denge halini mantıksal olarak açıklayacak, başta endişe ettiğim gibi “kendimi kandırmadan” ve mantığıma ihanet etmeden hem sol hem sağ beyin; hem mantık ve analitik düşünce hem de ruhsal ve enerjetik alan ve yaratıcı düşünce dengesini gözeterek olayları ve kavramları açıklayacak olgular arıyor, araştırıyor ve okuyordum. Ve farkediyordum ki psikoloji alanında dünyada genel geçer yayınlar ve kitaplar da benzer şeyleri yazıyor, düşünce gücüne işaret ediyor ve bunun mucizevi etkisinden ve hastalıkları bile yendiğinden bahsediyordu. Ve tüm bu psikoloji yayınları Ghandi’nin şu güzel öğüdüne atıfta bulunuyordu: “Duygular düşüncelere, düşünceler davranışlara, davranışlar alışkanlıklara, alışkanlıklar değerlere, değerler karakterinize ve nihayetinde karakteriniz kaderinize dönüşür.”


Zaman geçtikçe ve sağ beyin aktivitelerim geliştikçe uygulamanın ve meditasyonun mantıksal olarak açıklamasını yapacak, dengede kalmamı sağlayacak arayışlarım devam ediyordu. Çünkü kendimde şunu farketmiştim ki sentez benim için çok önemli bir denge unsuruydu. Sağ beynim ile hissettiğimi sol beynim ile idrak ettikçe kendi bütünlüğümü sağlıyor; kuşkularımı susturup üstünü örtmeden ama anlamlandırarak ilerliyordum ve bu sayede hızlanıyordum.


Örneğin şu basit gerçeği kavramak bile bu sentez sayesinde idi ve bu kavrayış sayesinde meditatif hale girebiliyordum: İlerleyen aşamalarda bile erişmekte zorlandığımız meditatif hal, nötr bilinç durumu aslında beyin dalgalarının alfa frekansından thethaya düşürülmesi sayesinde oluşur ve 6 - 10 Hz aralığında fiziksel olarak ölçülen bu frekans aralığı, Schumann rezonansı olarak adlandırılan 7 .83 Hz’lik atmosferin nötr hali ile uyumludur. Yani biz nötr bilinçte iken beynimiz atmosfer ve evren ile hizalanır.


Gelişimimi hızlandıran ve algımı artıran belki de en önemli şey ezoterizmi kavramak ve ezoterik yayınları okumak olmuştu. Bu sayede dünyada yaşam, insanın varoluşu, ruhun varlığı, yaşam döngüsü ve amacı ve ruhsal planlar gibi alanlarda bilgilenmeye başlamıştım. Bu alandaki bilgim arttıkça idrak yeteneğim de artıyordu ve her iki alanda da daha yetkin hissediyor, yeni bloklara uyumlanıyor, enerji alanım büyüyor ve sentez kabiliyetim de artıyordu. (Dönüşümüme etki eden ve ezoterik sırlarla dolu olan bir eserin bendeki anlamına ise detaylı olarak başka bir yazıda değineceğim.)


Hem bu ezoterik okumalarda öğrendiklerim hem de ilerledikçe frekansımın yükselmesi ve evrenden bilgi alma yeteneğimin gelişmesi ve netleşmesi ile daha ileri sentezleri de kavrayabiliyordum. Örneğin meditasyon ya da bilgi kanalları ile evrenden bilgi almak, evrende var olan bilgiye ve akaşik kayıtlara erişmek aslında günümüzün en ileri ve tartışmalı fizik kuramları ile birebir örtüşüyor. Yukarıda bahsi geçen atmosfer rezonansı ve ölçülebilen beyin fonksiyonlarının evrenle etkileşimi; beyin nöronlarının evrendeki kuantum dalgalarıyla etkileşmesi sayesinde gerçekleşir. Ve ezoterik olarak akaşik kayıtlar olarak adlandırdığımız evrende saklanan bilgiler de evrendeki kuantum dalgalarının sonsuz boyutta etkileşimi ile açıklanabilir. Bu son bahsettiğimiz kavramlar ile ilgili bilimsel bulgular ve gerçekliklerin bilimsel izahı ve ispatı yakın dönemde kamuoyunda daha fazla yer bulacaktır.


Değerli dostlarım, son söz olarak ifade etmek isterim ki şu ana kadarki sürecimde yaşadığım belli başlı dönüm noktaları ve önemli aydınlanma anlarımı sizinle kısa ve özetçe paylaşmak istedim. Burada değindiğim bazı konseptler tek başlarına açık ve kavranabilir olsa da, Cosmoenergetica öğretisi ile girdiğim tekamül ve dönüşüm yolunda, her iki beyin alanı ve kabiliyetini dengeli bir şekilde, çatışma olmaksızın nasıl ilerletebildiğim ve sentez becerimin artmasına olan katkısını özetle ve mümkün olduğunca basite indirgeyerek açıklamaya çalıştım. Bu yolda yürüyen değerli dostlarımın yaşadığı ve yaşayacağı benzer süreçlerde fayda sağlayacağı ve yoldaşlık edeceği bir paylaşım olduğunu ümit ediyorum.


Bütünün hayrına olması ve bu dokümanın ulaştığı herkese faydalı olması dileklerimle…


Yasin TAMER

Magister of Cosmoenergetica


Yorumlar


  • Behance
  • Youtube
  • Instagram
  • Etsy

© 2025 by Tuğbanur Eroğlu

bottom of page