Marakeş
- Tuğbanur Eroğlu

- 22 Şub
- 2 dakikada okunur

Sahara Çölü’ne gitme rüyasından, Havaist’in “Yeni Sahra’da inecek var mı?” anonsuyla uyandık. Hayatın bu kelime oyunlarını çok seviyorum. Kırmızı şehirden Santiago’ya, Atlas dağlarından da Sahara’ya bi selam çaktık geldik. Peki neler öğrendik;
Saf’ın zıttı Fas’tır.
Test ettik, onayladık.
Tam anlamıyla bir zıtlıklar coğrafyası. Kutsal olan ne varsa turistik bir numaraya indirgenmiş. Bilincin yükselişini simgeleyen kobra, sokakta turistin omzuna atılıyor.
Sembol, gösteriye dönüşmüş.
Güç, manipülasyona.
Bir başka canlıyı, kendi işini yaptırmak üzere manipüle eden tek hayvan insandır. Doğa bunu yapmaz. Gerçekten her halimiz zarar, rezil rüsvayız. Gerçekten bu dünyaya ait miyiz? Baya bir sorguladık…
Coğrafyada çölün çıplaklığı bitiyor; dünyanın en uzun sıradağlarından biri olan Atlas Dağları karlı zirveleriyle yükseliyor. Kumdan buza, kuraklıktan sertliğe, yumuşaklıktan keskinliğe… Element dengesi yok.
Gündüz kahkahalar var. Gece çöken bir kaos. Işık ve gölge iç içe. Birbirini dürten, tetikleyen, provoke eden iki bilinç katmanı gibi.
Marakeş adı gibi “kızıl şehir.” Ama capcanlı bir kızıllık değil. Kirli bir kızıl, turuncu. Mars arketipi. Tarot sembolizminde ise daha çok, bastırılmış olanı çıkaran, gölgeleri yüzeye vuran, ilkel dürtüleri saklamayan Ay kartı gibi çalışıyor. 🌙
Ye.
İç.
Kazan.
Hayatta kal.
Her şey dürtüsel. Sakral merkez bastırılmaktan taşmış gibi. Her şey hazza ve kazanca dayalı. İftar bitiyor, sokaklarda ot içenler ve satmaya çalışanlar başlıyor. Pazarlık, kandırma, yoklama, deneme. Sürekli bir sınav hali. Cehennem değil belki. Ama cehenneme yakın bir prova.
Işık ne kadar yoğunsa, gölge de o kadar koyu. Sıcak ne kadar keskinse, soğuk da o kadar ani. Meydanlar yakıyor, sokak aralarında donuyorsun. Geçiş yok. Yumuşama yok. Tam eşikte yaşıyorsun.
Ve belki en öğretici tarafı buydu: Işıkla gölgenin arasında ara tonlar yoksa, insan kendi gölgesini daha net görüyor.
Santiago da ayağını basar basmaz tüm parasını kaptırmıştı. Zorlanmıştı. Ama o zorlanma onun inisiyasyonuydu. Öğretisini alıp yeniden yola koyulmuştu.
Bizim inisiyasyonumuz ise bir başka türlü oldu. Neyse ki son gün uçağımızın overbooked oluşu sayesinde bilet paramızı da geri alıp, en lüks otelinde ücretsiz vakit geçirme ve dinlenme şansını yakaladık. Bu da “tebrikler! bölüm sonu canavarını geçtiniz. Buyurun bu da ödülünüz.” demekti bizim için.
Fas bize şunu öğretti: Zıtlıkların ve dengesizliğin fazla olduğu yerde bilinç uyanık olmak zorunda. Sembolleri ayırt edemezsen gösteriye kapılırsın. Gücü tanıyamazsan manipülasyona düşersin. Işığa hayran kalırsan gölge seni arkadan yakalar. Ama eğer her ikisini de aynı anda görebilirsen, işte o zaman yolculuk turistik olmaktan çıkar, öğretici olur. Dünyaya, mekana, hayata bu gözle baktığımdan beri ise bir hazine avının içindeymişim gibi yaşıyorum. 🙏
Çok şey öğrettin Kuzey Afrikacım.
Umarım yine yolumuz düşer.




Yorumlar