top of page

Küçük Kara Balık

  • Yazarın fotoğrafı: Tuğbanur Eroğlu
    Tuğbanur Eroğlu
  • 20 Oca
  • 2 dakikada okunur


Küçük kara balık, annesiyle birlikte dar bir derede yaşayan sıradan bir balıktır; ta ki “dünya gerçekten buradan mı ibaret?” sorusu içini kemirene kadar. Bir ay boyu derenin ucunun nereye çıktığını merak etmekten uykuları kaçar Kara Balığın. Bunu duyan annesi hemen paniklemiş. “Yavrum sana ne oldu böyle? Başka alemler diye tutturdun. Gerçek dünya bir tek bizim bulunduğumuz yerdir, yaşam ise burada sürdürdüğümüz şeydir.” diye oğlunu vazgeçirmeye çalışmış. Deredeki yaşlılar ve korkak kalabalıklar, ona sınırları ve tehlikeleri anlatmış. Evet, bu tehlikeler hep var ve olacak ama balık için asıl tehlike, bildiği yerde çürümekmiş.


Ve gün gelip çatar, Küçük Kara Balık dereyi terk eder; yol boyunca kurnazlıkla beslenenleri, korkuyla itaat edenleri ve hakikati eğip bükenleri görür. Macerasındaki her karşılaşma, ona dünyanın yalnızca küçük bir su birikintisinden ibaret değil, anlamlardan örülü koca bir evren olduğunu öğretir. Yolun sonunda deniz vardır; engin, ürkütücü ve davetkâr. Küçük kara balık denizi görür, ama masal burada “mutlu son” ile bitmez. Yırtıcıyla yüzleşir, bedel öder, belki de ölür. Fakat masalın asıl mirası, onun ardında bıraktığı kıvılcımdır: dinleyen, düşünen ve sorgulayan küçük balıklar için… Yıllar sonra ninesinden bu hikayeyi dinleyen küçük kırmızı bir balığı bir türlü uyku tutmaz. Bütün gece gözünü bile kırpmadan denizi düşünür… Masalda geçen küçük bir soru ve o sorunun peşinde ilerleyen küçük bir kahraman, başka hayatların ufkunu genişletir.


*


Bu masal, analitik psikolojide bireyleşme sürecinin yalın bir alegorisidir. Küçük kara balık, Egonun konforlu ama dar havuzundan çıkıp Benliğe doğru yürüyen figürdür. Dere, kolektif bilinçtir: “Atalarımız da bunu yaptı. Hayat hep böyleydi ve böyle kalacak.” diyenlerin güvenli kalabalığı. Yol boyunca karşılaşılan tehditler Gölgedir; korku, hile, saldırganlık. Balık bu gölgeyi inkar etmez, ondan kaçarak değil, onu görerek ilerler. Deniz ise benliğin alanı: sınırsız, ölçüsüz, tekinsiz. Oraya varmak, dönüşü olmayan bir yolculuktur.


Simyada bu yolculuk Nigredo aşaması ile başlar: ayrılma, kararma, parçalanma. Dereyi terk etmek, eski benliğin ölümü demektir. Ardından gelen deneyimler Albedo’nun arınmasına benzer; balık, sahte bilgiden, korku telkininden ve edilgenlikten sıyrılır. Denizle yüzleşme ise Rubedo’nun kızıllığıdır yani hakikatle temas. Fakat bu aşama her zaman tamamlanma demek değildir; bazen de anlamın bedeni aşmasıdır. Küçük kara balığın olası ölümü, simyada tam olarak magnum opus’un yani büyük işin mânâda, özde tamamlanmasıdır. Geriye artık madde değil, anlam kalır.


Ezoterik okumada ise masal, inisiyatik bir yol anlatır. Dere, kapalı öğretidir; deniz ise apaçık bir sır. Sadece bakmak isteyene görünebilen… Balık, “bilen” değil “arayandır.” Bu yüzden otoriteyi değil, deneyimi seçer. Yırtıcı kuşla karşılaşma, beklenen eşik muhafızıdır. Geçişi bedelsiz bırakmayan güç. Her aydınlanmanın bir bedeli vardır. Bu bedelden korkan ego, zor hayatına, bozuk psikolojisine rağmen, “hazır değilim.” diyerek direnç gösterir. Derede yaşamaya devam eder. Ego konforun dışına çıkmak istemez. O konfor alanı savaş meydanı olsa da…


Masalın sonunda tek bir balığın kaderinden ziyade, kozmik bilincin, başka bilinçlere bulaşıcılığı vurgulanır. Çünkü hakikat bir kez ortaya çıktığında artık saklanmaz, aksine çoğalarak yayılır.


Küçük kara balık, kahraman değil; uyanışın kendisidir. Konforu reddeder, korkuyu deler ve denize ulaşır. Küçük Kara Balık gözden kaybolurken geriye tek bir soru bırakır;


Denizi aramak mı yoksa, hiç denizi bilmeden, varlığını bile inkar ederek yaşamak mı?



Son Yazılar

Hepsini Gör
Ölüm -Yaşam - Ölüm

Cosmoenergetica gibi sistemler, budizm, zen öğretisi, tasavvuf da dahil olmak üzere birçok spiritüel çalışma, özünde bir tekamül sistemidir.

 
 
 

Yorumlar


  • Behance
  • Youtube
  • Instagram
  • Etsy

© 2025 by Tuğbanur Eroğlu

bottom of page