top of page

Khepri

  • Yazarın fotoğrafı: Tuğbanur Eroğlu
    Tuğbanur Eroğlu
  • 24 Oca
  • 3 dakikada okunur

Önerilen Şarkı: Beatles - Here Comes to Sun


Eskiden, çok eskiden… Zaman bile başlamadan önce… Ne yukarısı vardı, ne aşağısı. Ne yön vardı, ne de kavramlar… Daha karanlığın ve sabahın ne olduğunu kimse bilmiyorken, ışık diye bir şey henüz adıyla anılmıyorken, dünya kapkaranlıktı. Ama bu karanlık korkunç değildi. Ağırdı, sessizdi; ama korkunç değildi. O sessizliğin içinde, kimsenin bakmadığı bir yerde, küçük bir şey kımıldadı. Khepri’ydi bu. Khepri ne bir tanrıydı ne de bir savaşçı. Ne kanatları parlaktı ne de sesi vardı.


Toprağın içinden bir parça aldı. Kimsenin sahiplenmediği, değer vermediği, üstüne basıp geçtiği bir parça. Ve başladı yuvarlamaya. Önce çok yavaş. Sonra biraz daha hızlı. Taşlara çarptı. Çukurlara düştü. Ama itmekten vazgeçmedi.


Yuvarladıkça top büyüdü, ağırlaştı. Top ağırlaştıkça yol da uzadı. Şekil aldıkça zaman oluştu. Zaman oluştukça yön belirdi. Gecenin içinden geçen bu küçük varlık Khepri, karanlığın içinde tüm bunları yaparken şunu bilmiyordu: “Ben güneşi yaratıyorum.” O sadece bıkmadan, usanmadan devam ediyordu. Bir zaman sonra, karanlığın tam kenarında ince bir çizgi belirdi. O çizgiye gelindiğinde top artık başka türlü parlıyordu. Isı çıktı içinden. Sonra ışık. Khepri o anda Ra’ya dönüştü. Ve dünya ilk kez parladı, ısındı, tüm renkler görünür oldu. Kuşlar ötmeye, kediler ısıyla birlikte gerinmeye, köpekler birbiriyle oynamaya başladı. Güneş doğduğunda herkes gökyüzüne baktı. Ama kimse yere bakmadı. Çünkü o küçük varlık, işi bittiğinde çoktan geri dönmüştü.


Hala, her sabah, kimse bakmazken, güneş yükselmeden hemen önce, toprakta bir şey yine kıpırdar. Kimse onun adını sormaz. Kimse teşekkür etmez. Ama o oradadır. Zamanın var olduğu ilk günden beri güneşi doğurmaya devam eder.

*


Mısır kozmolojisinde Khepri ve onu temsil eden bok böceği yani skarabe; yeniliğin, yaratıcılığın ve oluşun, yeniden doğuşun ve yenilenmenin, karanlıktan aydınlığa doğru ilerlemenin bir simgesidir. Bok böceği aynı zamanda ateş elementine, yani tutku ve yaratıcılık elementine aittir. Bok böceği o kadar popüler bir semboldü ki, Eski Mısır’da bok böceği şeklinde yapılmış sayısız muska, mücevher ve idari mühür bulunurdu. Aynı zamanda ruhsal bedenin doğacağı ölü bedeni, ölü olandan hayatın çıkışını simgeliyordu. Günümüzde dahi Sudan’ın bazı halkları soylarının süreceğini garantileyeceği inancıyla kurutulmuş skarabeyi havanda döverek suyla içerler.


Atıkla beslenen bir böceğe bu kadar saygı duymak garip görünebilir; ancak bok böcekleri büyüleyici yaratıklardır. Kendi ağırlıklarının on katına kadar bir gübre topunu yuvarlayabilirler ve kendilerini Samanyolu’na göre yönlendirdiği bilinen tek böceklerdir. Dallar, yapraklar ve diğer engellerle dolu bir arazide topunu yuvarlayan bir bok böceğinin görüntülerini izlediyseniz, azimlerinin ne kadar etkileyici olabileceğini bilirsiniz. Ve yaşam ağındaki diğer tüm canlılar gibi bok böcekleri de atıkların geri dönüşümü, tohum yayılımı ve toprak oluşumu için hayati öneme sahiptir.


Simya öğretisinde ise Khepri, Nigredo’nun içinden geçen, Albedo’ya yönelmiş bilinçtir. Nigredo dediğimiz aşama, kişisel düzlemde çürüme, kaos, ego ölümü, anlamın dağılması, “Artık böyle devam edemem” noktasına denk gelir. Derin depresyonun, hayatın anlamını kaybettiği ya da sorguladığı yerdir. Nigredo boktur. Kelimenin hem sembolik hem literal anlamıyla. Çoğu insan bu aşamada takılır. Ama Khepri burada takılmaz. Çünkü Nigredo’nun tam içindedir; ama ona teslim olmaz. Çürümeyi ham madde olarak kullanır. O zifiri karanlıktan kendini kestirme yollarla, zararlı bağımlılıklarla ya da yeni kimliklerle değil; üretimle, yaratımla, disiplinli ve sıkı bir çalışmayla çıkarır.


Bu yüzden Khepri, Nigredo’nun aktif bilinci, Albedo’nun ise ilk kıvılcımıdır. Yani bir sonuç değil; bir geçiştir. Ne tamamen karanlığın içindedir ne de ışığın. Tam olarak şafak anında durur. İşte bu yüzden Khepri şafakla ilişkilidir. Ne gece bitmiştir ne gündüz başlamıştır. Karanlık hala hissedilir; ama artık yön vardır. Bu evrede insan gölgeyle temas eder; ondan kaçmaz ama onun tarafından da yutulmaz. Travma bir kader değil, bir hikâye olmaya başlar. Khepri bilinci sabır ister. Kendini hemen tanımlamaya çalışmaz. Güneş henüz doğmamıştır. Ama uzaklarda bir yerde, karanlığın içinde bir şey çoktan yola çıkmıştır.


Not: Elimde Mısır’dan aldığım papirus’a çizilmiş harika bir skarabe çizimi dururken, resmini yapmak istemedim.


Son Yazılar

Hepsini Gör
Ölüm -Yaşam - Ölüm

Cosmoenergetica gibi sistemler, budizm, zen öğretisi, tasavvuf da dahil olmak üzere birçok spiritüel çalışma, özünde bir tekamül sistemidir.

 
 
 

Yorumlar


  • Behance
  • Youtube
  • Instagram
  • Etsy

© 2025 by Tuğbanur Eroğlu

bottom of page