Fok Kadın
- Tuğbanur Eroğlu

- 7 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Önerilen Şarkı: Hollow Coves - Home
Kuzey denizlerinin uzak kıyılarında anlatılan eski bir masal vardır. Fok derisi, ruh derisi… Geceleri foklar denizden çıkar,bir kayanın üzerinde toplanıp postlarını çıkarır ve insan görünümünde dans ederler. Özgürce, hafifçe, neşeyle.Bir gün yalnız bir balıkçı bu kadınlardan birini görüp aşık olur ve kadının gizlice derisini saklar. Postu elinden alınan kadın artık denize dönemez. Balıkçının tatlı sözlerine kanar, 7 yılın sonunda postunu geri vereceği sözünü tutacağı umuduyla da insan dünyasında kalır; görevlerini yapar, balıkçıyı sever, çocuk doğurur ve bu şekilde yedi sene yaşar… Ama gözleri hep ufka bakar.
Ruh derisi çalındığında ya da kaybolduğunda insan yaşamaya devam eder; fakat eksik bir nefesle. Ruh derisi bir çok şekilde kaybedilir. Genellikle kötü seçimlerle yitirilir. Kötü seçimler çeşitli şekillerde olur. Bir kadın çok erken evlenir, bir başkası çok küçükken gebe kalır, bir başkası “bir şeye sahip olmak için” sanatından vazgeçer. Öbürü yanılsamalarla baştan çıkarılmıştır, diğeri vaatlerle. Bir başkası ise fazla iyi olmakla ama ruhsal olmamakla… Ruh derisini yitirmenin yüzlerce yolu vardır. Aslında mesele yanlış seçimlerden çok, ruh evinden fazla uzak kalıp kurumak tehlikesidir.
Çok uzun süre evden uzak kalmak yorucudur. Gözlerin feri söner, cildin parlaklığını yitirir ve kurur. Hisler körelir. Ait olmadığın yerde parlayamazsın. Denizden çok uzak kalan bedenin tuzu çekilir; ruh da böyle çatlar.
Fok derisinin gasp edilmesi, kaynakların, zamanın, dikkatin ve enerjinin çalınmasıdır. Ruh derisi çoğu zaman yanlış ilişkiler yüzünden kaybolur. Bazı ilişkiler zehirlidir; bazıları ise sessizce tüketir. İnsan fark etmeden verir, verir, verir… Ta ki kendini hatırlayamaz olana dek. Bu ilişkilerden çıkmak irade ister; ama daha da önemlisi, öz benliğin çağıran sesini duyabilmektir.
Deri bazen yıkıcı bir sevgiyle yitirilir, bazen de “doğru” görünen bir ilişki uğruna. Ruh derilerinin çalınmasına neden olan şey tek başına bir kişinin ya da durumun yanlışlığı değildir; onun bizden talep ettiği bedeldir. Hayat bir alışveriştir. Ama derinin kaybolmasına neden olan, hesaptan fazla para çekilmesidir. Karşılığında ise yeterince enerji, bilgi, fikir ve heyecan yatırımı yapılmamasıdır.
Masalda genç kadın postunu yitirdiğinde güzel bir uğraş içindedir. Dans etmektedir. Özgürdür. Ama dikkati dağınıktır. İşte tam o anda psişenin düzenbaz yüzü ortaya çıkar. Neyin bize ait olduğunu, bizim neye ait olduğumuzu karıştırdığımız o an… Post kaybolur.
Peki postuna yeniden kavuşmak eve dönüş mümkün müdür?
Clarissa Pinkola Estés şöyle der:
“Eve gitmenin birçok yolu vardır. Birçoğu dünyevidir, bazıları ise kutsal. Eve giden çıkışın tam yeri zamandan zamana değişir.” Eve dönüş her zaman büyük kararlar, dramatik kopuşlar, köklü yıkımlar istemez. Bazen eski bir şiiri yeniden okumaktır. Bazen bir derenin kenarında birkaç dakika durmaktır. Yıldızlı bir gecede yere uzanmak, müzik dinlerken tempo tutmak… Etrafta çocuklar olmadan sevdiğinle birlikte olmak. Bir şey soyarak, örerek, kazıyarak revakta oturmak. Bir saat süreyle herhangi bir yöne doğru yürümek ya da araba sürmek, sonra geri dönmek. Gidilen yeri bilmeden herhangi bir otobüse binmek. Müzik dinlerken tempo tutmak. Gün doğumunu selamlamak. Şehir ışıklarının geceleyin gökyüzünü perdelemediği bir yere gitmek. İbadet etmek. Özel bir arkadaş. Ayaklarını sarkıtarak bir köprünün üstünde oturmak. Bir bebeği kucaklamak. Bir kafede pencere kenarına oturup yazı yazmak. Ağaçlardan oluşma bir halkanın ortasında oturmak. Güneşte saçları kurutmak. Yağmur suyu dolu bir fıçıya ellerini sokmak. Saksılara bitkiler dikmek ve bu arada ellerin çok kirlendiğine emin olmak. Güzelliği, letafeti, insanların dokunaklı zayıflıklarını gözlemek.
Öyleyse, eve gitmek için karadan çetin bir yolculuk şart değildir; yine de bunu basitmiş gibi göstermek istemem, çünkü ister kolay, isterse zor olsun, eve geri dönmenin karşısına dikilen çok sayıda direnç vardır. der Estes.
Peki seni eve dönüş yolunun önündeki dirençleri farkedebilir misin?




Yorumlar